Sanma şâhım herkesi sen sâdıkâne yâr olur

Sanma şâhım herkesi sen sâdıkâne yâr olur
Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyâr olur
Sâdıkâne belki ol bu âlemde dildâr olur
Yâr olur ağyâr olur dildâr olur serdâr olur
“Yavuz Sultan Selim Han”

Şiirin güzelliğinin yanında bir de şöyle dâhiyane inceliği varmış:
Sanma şâhım / herkesi sen / sâdıkâne / yâr olur
Herkesi sen / dost mu sandın / belki ol / ağyâr olur
Sâdıkâne / belki ol / bu âlemde / dildâr olur
Yâr olur / ağyâr olur / dildâr olur / serdâr olur

Daha iyi anlamanız için şöyle söyleyelim.

Şahım sen herkesi kendine sadık dost sanma
Sen herkesi dost sanma belki o düşmanın olur
Belki o kişi alemlerde sözü geçen olur
Dost olur düşman olur sözü geçen olur hükümdar olur.

İlk duyduğumda böyle bir şey olacağına pek inanmamıştım. Fakat dörtlüğü tekrar okumaya başlayınca Yavuz Sultan Selim Han’a olan saygım kat kat büyüdü.

Bir hikayeye göre Yavuz Sultan Selim Han şiire, edebiyat ve santraç’a meraklı bir sultandır. Şah İsmail de Yavuz Sulta Selim gibi santraç meraklısıdır. Şah İsmail’in santraç oynmayı çok iyi bilen kişileri sarayına davet eder ve onlarla santraç oynar. Şah’ın bu özelliğini iyi bilen Yavuz Sultan Selim Han Şahın ülkesine gider ve orada santraç oynayarak kısa sürede kendinden bahseder. Şah hemen onu sarayına davet eder. Yabuz Sultan Selim Han Şah’ı santraçta yener.

Şah çok sinirlenir. Ve şöyle hitap eder; ” sen edep nedir bilmez misin? Hiç şahlar mat edilir mi?”

Ve orada Şah, Yavuz Sultan Selim’e Tokat atar. Yavuz Sultan Selim Şah’ın huzurundan ayrılırken bu dörtlüğü okur. Fakat bu dörtlükte şah bir şey anlamaz.

Yavuz yediği tokatın acısını unutmaz. Birkaç sene sonra Çaldıran’da Şah İsmail’i yener ve ona bir mektup gönderir. Mektupta o günkü tokadın acısını aldığını söyler ve ilave eder: ” atacaksan tokadı böyle atacaksın. “

Bir Cevap Yazın